Ebe ve Hemşirelerin Sorunları

Sağlık-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi (SASAM) tarafından hazırlanan “Ebe ve Hemşireler Arama Konferansları Sonuç Raporu” kamuoyu ile paylaşıldı. Araştırmada tespit edilen sorunlar;

Ebe ve Hemşirelerin Sorunları

MEVZUAT VE GÖREV TANIMLARINA İLİŞKİN TESPİTLER

- Görev tanımları ve mevzuata ilişkin bilgi net, açık ve anlaşılır olmamakla birlikte, birim değişikliklerinde usta çırak ilişkisi ile öğrenilmektedir.

- Türkiye’de sağlık insan gücünün büyük bir kısmını oluşturan ve sağlık hizmeti üretim süreçlerinin temelinde yer alan hemşirelik ve ebelik, mesleki kimliklerini yitirme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Türkiye’de yetişmiş insan gücü olarak tıbbi sekreter, fizyoterapist, ergoterapist, perfüzyonist mezun edilmekte, ancak yeterince istihdam edilmedikleri için bu görevler hemşire ve ebelere yüklenmektedir.

- Ebelerin istihdam edildikleri alanlar incelendiğinde kendi görev yetki ve sorumlulukları dışında pek çok alanda çalıştırıldıkları görülmektedir. Bu durum ebelerin, alan dışında çalışmasına, ebenin görev yapması gereken yerlerde ise personel açığının olmasına ve farklı meslek gruplarının bu alanlarda istihdam edilmesine neden olmaktadır.

- Üniversite hastanesinde çalışanların tayin hakkı mevzuat ile düzenlenmemiştir. Tayin hakkının olmaması üniversite hastanelerinde çalışan ebe ve hemşirelerin aile birliğinde bozulmalara neden olmaktadır.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARINA İLİŞKİN TESPİTLER

- Ebe ve hemşirelik meslekleri yasal ve çalışma alanları bağlamında örtüşen ve ayrışan noktalara sahiptir. Hemşirelik ve ebelik ulusal ve uluslararası düzeyde farklı eğitim, uygulama, iş ve görev tanımları hakkındaki yasal düzenleme ile bilinen ve kabul gören iki meslektir. Sorunları ve zaman zaman sorumlulukları benzer olmakla birlikte birbirinden ayrışmaktadır.

- Hemşirelik ve ebelik emeği açısından en büyük tehlike, yetersiz istihdama bağlı ağır iş yüküdür. Son yıllarda artan sağlık hizmeti karşısında, istihdam yeterince artırılamamıştır. Hemşire ve ebe istihdamı konusunda Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında en son sıralarda yer almaktadır. Bu durum hem iş yükünü artırmakta hem de yoğun nöbet tutmak zorunda kalan hemşire ve ebelerin aile yapısı ve sağlığını da olumsuz etkilemektedir.

- Sağlık kurumlarında hemşire ve ebelere yönelik etkin bir ödüllendirme sistemi bulunmamaktadır. Yapılan tüm düzenlemeler ceza odaklı yapılmaktadır.

- Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu hemşire ve tamamı kadınlardan oluşan ebelerin en önemli sosyal sorunlarından biri de kreştir.

- Hemşirelerin dinlenme alanlarının çoğu yerde yetersiz olduğu, hatta bazen bu yönde hiçbir alanın olmadığı gözlenmektedir. Ebe ve hemşireler yoğun iş temposunda nefes alabilecekleri bir alana sahip değillerdir.

- Özel sektördeki bir sağlık çalışanı, iş ortamında ve işinden dolayı bir hastalık veya kaza yaşadığıdurumda, bu durum iş kazası olarak tanımlanmakta, kamuda çalışan bir sağlık çalışanı ise iş ortamında ve işinden dolayı kaza yaşadığında bu hakka sahip olamamaktadır

- Hekimlerin faydalandığı, mesleki mali sorumluluk sigortasının yarısının kurum tarafından karşılanması uygulaması, ebe ve hemşirelerde bulunmadığından açılmış malpraktis davalarında mağduriyetler yaşanmaktadır.

- Sayısal olarak ülke genelinde yetersiz olan hemşire ve ebe iş gücünün dağılımda dengesizlikler mevcuttur. İl, bölge ve kurum bazında daha çok ihtiyaç olan yerde daha az, daha az ihtiyaç olan yerde daha fazla personelin bulunduğu görülmektedir.

- Mesleği yerine getirirken kendisi ve birinci derece yakınının rahatsızlığı söz konusu olduğunda sağlık çalışanlarının sağlık hizmet sunumu aksamaktadır.

ÜST YÖNETİM İLİŞKİLERE İLİŞKİN TESPİTLER

- Kurumlarda mobbing birimi bulunmaması, mobbinge maruz kalındığında nereye başvurulması ve ne yapılması gerektiği konusunda sağlık çalışanlarını zor durumda bırakmaktadır.

- İş güvenliği noktasında yaşanan eksiklikler ve alınmayan tedbirler de çalışan güvenliğini etkileyerek bir nevi mobbing etkisi oluşturmaktadır.

- Ödül ve ceza mekanizmaları nitelikli işlememektedir. Rotasyonların sözel ve keyfi şekilde gerçekleştirilmesi çalışanlar açısından bir nevi ceza anlamı taşımaktadır.

- Sağlık çalışanları zaman zaman kanuni hakları olan öğle izinlerini dahi kullanmamaktadır. Bu konuda kurumlar arası farklı uygulamalar söz konusudur.

- Hastanelerde servis uygulamasının olmaması özellikle bazı hastanelerde ulaşım konusunda çalışanlar açısından sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Servis hizmeti olmadığı gibi bu konuda maaşlara yansıma da söz konusu değildir.

- Ebe ve hemşirelik mesleğinin Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatında bir üst yönetim mekanizmasının bulunmaması önemli bir sorundur.

HASTALARLA İLİŞKİLERE İLİŞKİN TESPİTLER

- Sözlü ve fiziksel şiddet son yıllarda daha da artış göstermiştir. Alınan tedbirler şiddetin son bulmasında caydırıcı olamamaktadır.

- Beyaz kod sonrası gerçekleştirilen soruşturma tutanaklarında şiddete maruz kalan sağlık çalışanına ait bilgilerin açık bir şekilde yer alması şikayet mercilerini kullanmak noktasında tedirginliğe neden olmaktadır. Şiddeti uygulayan kişi tarafından taciz ve takipler bilgilerin açık olması nedeniyle devam edebilmektedir.

- 184 SABİM hattı nitelikli bir şekilde çalışmamaktadır. Her şikayet önemsenmemeli ya da asılsız şikayetlere yaptırım olmalıdır.



- Özellikle çevresel ve toplumsal faktörlerin etkili olduğu bölgelerde şiddet vakalarının daha fazla olduğu görülmektedir.

KARİYER/UZMANLAŞMAYA İLİŞKİN TESPİTLER

- Sahada çalışan hemşire ve ebeler Ar-Ge faaliyetlerine yeterince katılamamakta, katılmak isteyenler ise yeterince desteklenmemektedir. Çalışanların bu konuda bilgi, farkındalık ve motivasyon eksikliği mevcuttur.

- Hemşirelik ve ebelik, bir mesleğin gerektirdiği şartlardan biri olan mesleki özerklik konusunda sorunlar yaşamaktadır. Hemşirelik ve ebelik mesleği ile ilgili olarak hekime yardım eden sağlık elemanı algısı mevcuttur. Bu durum donanımlı ve akademik meslekler olan hemşirelik ve ebelik mesleğinin mesleki saygınlığını da zedelemektedi

- Hemşirelikte branşlaşma uygulamaları yaygınlaşmamıştır. Hemşirelikte -yetersiz de olsa- sertifika uygulamaları var olmakla birlikte, bu sertifika ve branşlaşma kişinin sonraki iş hayatı için bağlayıcı olmamaktadır. Yani kişi, Ankara’da yeni doğan hemşiresi iken Bursa’ya tayini çıktığında acil hemşireliği yapabilmektedir. Bunun yanı sıra, yüksek lisans ve doktora yapan ebe ve hemşireler eğitimlerine uygun pozisyonlarda istihdam edilmeyebilmektedir.

- Üst öğrenim görmüş hemşire ve ebeler üniversite hastanelerinde akademik kadro hakkından faydalanamamaktadır. Bu durum eğitimli hemşire ve ebelerin kariyer yapmak için üniversitelere geçmelerine neden olmakta, hastaneler nitelikli işgüçlerini kaybetmekte ve hemşirelik ve ebelik mesleği açısından eğitim ve araştırma faaliyetleri gelişememektedir.

- Geçmiş dönemde mezun olan ebe ve hemşirelerin sahaya ilişkin pratik bilgileri fazla iken yeni dönem mezunu ebe ve hemşirelerin teorik bilgiye sahip olup, pratik bilgileri olmadığı için kendi içlerinde önemli sorunlar yaşadıkları görülmektedir. Üniversiteler veya sağlık meslek liseleri kurulurken ebe/hemşirelik eğitimi görenlerin staj yapacakları ve pratiklerini geliştirebilecekleri bir alanın varlığı konusuna dikkat edilememiştir. Hemşirelik ve ebelik bölümleri, üniversite hastanesi olmayan yerlerde de açılabilmektedir. Staj imkanı bulamayan öğrenciler mesleğe pratik bilgi eksikliği ile başlamaktadır.

- Yeni mezun hemşirelerin de pratiğinin olmaması ve deneyimsiz olmalarına rağmen nöbet tutmak zorunda bırakılmaları özellikle yoğun bakım gibi birimlerde önemli sorunlara neden olmaktadır. Bu durum aynı zamanda yeni hemşirenin görevden soğumasına, mevcut hemşirenin ise iş yükünün artmasına neden olmaktadır.

- Acil servis, ameliyathane ve yoğun bakım gibi servislerde çalışanların daha nitelikli sağlık hizmeti sunabilmesi için sertifika programı ilan edilmekte ve eğitim verilmektedir. Ancak ebeler için bir mesleki eğitim standardı oluşturulmamıştır. Mesleki gelişim ve profesyonelleşme ilgili mesleğe özgü hazırlanan mesleki gelişim sertifikasyon programları ile sağlanır.

- Bilimsel araştırma yapan ebe ve hemşirelere, performans yapmadıkları için bilimsel araştırma ücreti verilmemektedir. Bu durum bilimsel araştırma yapmak isteyen hemşirelerin motivasyonunu düşürmektedir.

- Üniversitelerin hemşirelik/ebelik bölümlerinde çalışan akademisyenlerin aynı zamanda kliniklerde çalışamaması tecrübe eksikliğine, hemşirelik eğitiminin olumsuz etkilenmesine ve akademik kadro sayısının azlığına sebep olmaktadır.

PERFORMANS VE ÜCRETLENDİRMEYE İLİŞKİN TESPİTLER

- Performansa dayalı ek ödeme uygulamaları ve bu ek ödemelerin çalışanlar arasında adaletli bir şekilde paylaşılmaması, bütün mesleki branşlardaki sağlık çalışanlarında olduğu gibi hemşire ve ebelerin de iş motivasyonunu bozan temel faktörlerdendir.

- Performans sistemindeki adaletsiz dağılımın bilimsel çalışmaların teşviki alanında da yaşandığı görülmektedir. Bilimsel çalışmaların mesleki hiyerarşiye göre ücretlendirilmesinden vazgeçilmeli, gerekli standardizasyon sağlanmalıdır.

- Hemşire ve ebelerin yapmış oldukları iş ve işlemlerinin bir kısmı hekimlere performans olarak yansımakta büyük bir kısmı ise kurumsal performansa hiç bir şekilde yansımamaktadır.

- Uluslararası hasta çalışmaları ile beraber sağlık turizmi noktasında yurtdışından birçok hastaya ebe, hemşire ve birçok sağlık çalışanı tarafından hizmet verilmektedir. Ancak gelirlerin paylaştırılması noktasında eşit ve adil hareket edilmediği görülmektedir.

COVID-19 SÜRECİNDE EBE VE HEMŞİRELERİN SORUNLARINA İLİŞKİN TESPİT VE ÇÖZÜM ÖNERİLER

MEVZUAT VE GÖREV TANIMLARINA İLİŞKİN TESPİTLER:

- Covid-19 sürecinde görev tanımlarının sınırlarının net çizilmemiş olması ve uygulamadan kaynaklı sorunlar daha da derinleşmiştir.

- Ebe ve hemşirelerin pandemi döneminde görev tanımları kapsamında olmadığı halde sağlık hizmet sunumunun devamı için birtakım işleri üstlendikleri ve bu durumun suiistimal edildiği görülmektedir.

ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARINA İLİŞKİN TESPİTLER:

- Covid-19 sürecinde hemşirelerin önemli bir kısmı ön cephede doğrudan covid pozitif hastaya bakım hizmeti sunmuştur. Hemşireler esnek mesai uygulaması olmadan, çok sık nöbet tutarak bu hizmetlerin sunumunu gerçekleştirmişlerdir. Yoğun bakım, pandemi polikliniği vb. birimlerde çalışanların risk ve çalışma yoğunluğu dereceleri diğer birimlere göre daha fazla olmakla birlikte, ücret noktasında ise bu durum dikkate alınmadan ödemeler yapılmaktadır. Bu durum yorgun ve tükenmiş olan hemşirelerin motivasyonunu daha da düşürmektedir.

- Hemşireler covid odalarında uzun süre kalarak sağlık hizmeti sunmakta ve hastanın, zaman zaman görevi dahilinde olmayan, birçok bakımını ve kontrolünü gerçekleştirmektedir. Ancak muayeneye ve sağlık hizmetine yönelik herhangi bir puan alamamaktadır.

- Fiziksel mekanlar birçok hastanede son derece yetersizdir. Özellikle Covid-19 sürecinde tulum içerisinde uzun süre kalan ebe ve hemşirelerin kıyafetlerini değişebilecekleri ve dinlenebilecekleri mekanları neredeyse hiçbir hastanede mevcut değildir. Mevcut olanlar ise istihdam edilen hemşire ve ebe sayısı gözetilmeden dar ve havasız alanlarda bulunmaktadır.

- Covid-19 ile mücadele kuvvetli bir bağışıklık sistemi gerektirmektedir. Ancak sahada canla başla hizmet veren birçok sağlık çalışanı gibi ebe ve hemşirelerde beslenme konusunda önemli sorunlar yaşamaktadır.

Güncelleme Tarihi: 08 Eylül 2020, 07:21

Ceren



YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER