Kara propaganda

Kara propaganda
                                                                                                                                                                                                                                                                               Malum basın, kara propagandaya devam ediyor.

AKP’nin şu anda 10 milyona yakın kayıtlı üyesi var ve bu üyelerin arasından biri kalkıyor, Atatürk aleyhine olmayacak bir tweet atıyor, koskoca gazeteler de bu adamı ciddiye alıp manşet yapıyor. “AKP’li Başkan’dan Atatürk’e Ağır Hakaret” gibisinden haberler dolaşıyor internette..

AKP’nin filanca yerdeki il başkan yardımcısı, referandumda hayır çıkarsa iç savaş çıkabileceğini söylüyor, toplantıya katılan kişi sayısı 150-200 falan.. Ertesi güne kalmadan Türkiye’nin en çok satan gazetelerinde manşet oluyor..
Sıradan bir ülkede 200 takipçisi olan bir kişi, olmayacak bir tweet atarsa veya herhangi bir partinin il başkan yardımcısı 150-200 kişiye konuşma yaparken bir gaf yaparsa, normal şartlar altında bunların anahaber bültenlerinde, o ülkenin en çok satılan gazetelerinde manşet olmaması gerekir..

200 takipçisi olan bir insanın, 80 milyonluk ülkede gündemi belirleyecek gücü yoktur. Herhangi bir partinin filanca yerdeki il başkan yardımcısının sözlerini, normalde tüm Türkiye heyecanla takip edecek değildir.. Burada bir pislik olduğu çok açık.. Gündemi belirleyen de bu insanlar değil, bu durumu kullanmak isteyen malum medyadır..

AKP zaten bu tür haberlere karşı gerekeni yapıyor, bu kişilerin istifasını istiyor ve bu sözlerin partinin görüşü olmadığını üst makamlardan dile getiriyor. Ama bu haberi yapanların ve bunların alıcısı olmaya meraklı kitlenin umurunda mı? Hayır.. 

Bunun adı kara propaganda.. Ve kara propaganda makinesi hiç doymuyor..

Referandumla ilgili maddeler tartışılırken, AKP’li bir vekil çıktı ve ilk üç maddenin de değişmesi gerektiğini, ancak bunun kendi görüşü olduğunu söyledi.. Üstelik MHP ile iş birliği bu kadar hayati bir noktadayken ve bilhassa MHP’lilerin bu konudaki hassasiyeti herkesin malumuyken.. Günlerce bu konuyu işledi malum medya..

Bilerek veya bilmeyerek,  bu vekil de, kara propaganda makinesinin ihtiyacı olan gıdayı sağladı..



Sosyal medya, kara propagandanın daha alçakça yapıldığı bir mecra..
Çünkü atılan iftiraların bir bedeli yok orada.. Resmi gazetelerin ise, alçaklık yaparken belli bir düzeyde, daha doğrusu belli bir düzeysizlikte kalma zorunluluğu var, yasalar dolayısıyla.. Sosyal medyada bu da yok..

İktidar partisinden bir yöneticinin, söylemediği şeyleri söylemiş gibi göstermek, olmadık montajlar yaparak sevmedikleri kişiyi hedef tahtasına oturtmak, insanlara aslında var olmayan ama inanmak istedikleri düşmanları türlü iftirayla da olsa varmış gibi göstermek birileri için önemli bir vazife çünkü..



Şimdi biri kalkıp “Erdoğan itiraf etti, Ermeni ajanı olduğunu bu mektupta kendisi yazmış” diyerek saçma sapan bir şeyler karalasa, bunu beğenen yüz bin, üstelik beğenip de sayfasında paylaşan, başkalarına da duyuran en az on bin kişi çıkar 24 saat içinde..

10 milyon üyesi olan bir partinin, mesela bir üyeyle ilgili “AKP’nin falanca yerdeki teşkilatında görevli filanca kişi tecavüzden tutuklandı” diye haber yapıyorlar.. Mesela insanları Suriyelilerle karşı karşı getirmek istiyorsanız “Suriyeliler bir genci bıçakladı” diye haber yapmanız lazım, kara propaganda gereği.. Onlar da bunu yapıyor..

Halbuki bu memlekette gençler birbirini maçlarda, kahvelerde, atari salonlarında bıçaklıyor ama bıçaklayanın uyruğunu belirtirseniz, o bıçak belli zihinsel düzeydeki okuyucunun zihninde tüm Türk gençlerine saplanmış oluyor.. “Biz de Suriyelileri bıçaklayalım” düşüncesini böyle böyle yayıyorlar..

Küçük bir kasabanın AKP’li yöneticisi birini bıçaklarsa bunu pek haber yapmıyorlar, ama birine tecavüz ederse hemen haber yapıyorlar! Çünkü yalnızca AKP için değil, bu ülkenin büyük çoğunluğu için din çok önemli, böylece “AKP’liler tecavüzcü olduğuna göre gerçek dindar olamazlar” propagandası yapılıyor..

Dolayısıyla birilerinin referandum stratejisi belli..
Kara propaganda, iftira ve alakasız konuları kaşıyarak AKP ve MHP seçmeni arasında ihtilaf yaratma çabası..

Bu konuda hem devlete, hem de bizlere çok iş düşüyor..  Facebook ve Twitter gibi mecralarda Gökhan Kahraman gibi, Şevki Karabekiroğlu gibi, Selami Haktan gibi insanların bu kara propagandaya karşı nasıl mücadele ettiğini gördükçe mutlu oluyorum. 40.000 kişiye yakın takipçisi olan Şevki Hoca'nın hesabı dün Facebook tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden kapatıldı. Durumun ciddiyetini anlatabiliyor muyum?

Kara propagandaya karşı hem bu tür hakkaniyetli insanların sayfalarını takip ederek hem de bir iftirayı gördüğümüz yerde bu tür haberleri şikayet ederek; bu tür paylaşımı yapanlara ola ki sözümüz, nazımız geçiyorsa onları ikaz ederek, dört bir yandan iftiranın yayılmasına mani olmalıyız.. Bizim cenahtan bu tür şeyler yapanlar varsa aynı şekilde ikaz etmek gerekir, çünkü yalan haberle bir yere geleceksek gelmeyelim daha iyi.. Yalanın hizmet ettiği şey hayırlı olamaz.. 

Gerçek, derdini anlatmak için yola çıkmak üzere ayakkabılarını giyerken; yalanın dünyanın çevresinde dört tur attığı söylenir..

İşimiz zor, fakat imkansız değil..
Davamız hak davası..
Kara propagandaya son..
Mücadeleye devam..
 
Mehmet KENAN
 


YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER