Harcama Yetkilisinin Doğrudan Temin Alımlarında Sorumluluğu

Harcama Yetkilisinin Doğrudan Temin Alımlarında Sorumluluğu

Doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilen bir takım mal ve hizmet alımı ile yapım işlerine ilişkin evraklarda harcama yetkilisi olarak imzasının bulunduğu gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-(ı) maddesi uyarınca bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması olayında Danıştay Başkanlığınca verilen kararda

“davacının harcama yetkilisi olarak Bölge Müdür Vekili sıfatıyla imzalamış olduğu belgelerin, mal alımlarına ilişkin ödeme emri belgeleri ile yapım işleri sözleşmeleri olduğu görülmektedir.Burada davacının gerek kendi adına, gerekse bölge müdürlüğü görevine vekaleten baktığı ve kısa süreli görevlendirme dönemlerinde imzalamış olduğu tüm evrakların, soruşturmaya konu işlerin alım ve ihale yöntemini ya da davet edilecek firmaların belirlenmesi gibi alım süreçlerinin temel aşamalarından sonra düzenlenen evraklar olduğu dikkate alındığında; davacıya, ihale yöntemiyle alınması gereken bazı ürünlerin parçalara bölünerek doğrudan temin yöntemiyle alındığı ve bu alımlarda belli firmalar tercih edildiğinden bahisle herhangi bir sorumluluk ya da kusur yüklenmesi hukuken mümkün görülmemektedir” şeklindeki gerekçesi ile iptal edilmiştir.

Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2015/4459 E. , 2015/7274 K.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava; Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, … Bölge Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanunun 125/D-(ı) maddesi uyarınca bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, bu cezanın yükselebileceği derecenin son kademesinde bulunması nedeniyle brüt aylığının 1/4’ünün kesilmesi şeklinde uygulanmasına ilişkin 27.08.2014 tarihli ve 903.08.02 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, … Bölge Müdürlüğünde idari işlerden sorumlu bölge müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, bir takım mal ve hizmet alım işleri ile yapım işlerinin ihale yoluyla yapılması gerekirken doğrudan temin yolu ile yapılması ve bu alımlarda yeterli rekabet ortamının sağlanmayarak ihaleye katılacak kişi ve kurumların katılımlarının engellediği hususunun sübuta erdiği, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-(ı) maddesinde; görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.



Dava dosyasının incelenmesinden; , Antalya Bölge Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının, anılan bölge müdürlüğünce doğrudan temin yöntemiyle gerçekleştirilen bir takım mal ve hizmet alımı ile yapım işlerine ilişkin evraklarda harcama yetkilisi olarak imzasının bulunduğu gerekçesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-(ı) maddesi uyarınca bir yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, getirilen teklif doğrultusunda tesis edilen dava konusu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bakılan olayda olduğu gibi birden fazla kamu görevlisine yönelik olarak yine çoğunlukla iç içe geçmiş birden fazla isnadın soruşturulduğu ve çoğu disiplin uygulamalarına nazaran göreceli biçimde karmaşık durumlarda, her bir kamu görevlisine yöneltilen isnadın hem fiil hem sorumluluk bağlamında ayrıştırılması, gerek soruşturma aşaması gerekse sağlıklı bir yargısal denetim için önemi yadsınmaz bir gerekliliktir.
Her ne kadar temyize konu idare mahkemesi kararında bu konuda bir değerlendirme yapılmamış ise de, soruşturma kapsamına alınan ve davacının imzasının bulunması nedeniyle sorumluluğu yoluna gidilen evrakların bir kısmının düzenleme tarihi itibarıyla iki yıllık zamanaşımı süresi dışında kaldığı görüldüğünden, dava konusu işlem tarihinden geriye doğru iki yıllık süre içinde kalan, bir diğer ifadeyle ceza verme zamanaşımına uğramamış olan evraklar bakımından uyuşmazlık irdelenmiştir.
Dava konusu işleme gerekçe yapılan ve davacının harcama yetkilisi olarak Bölge Müdür Vekili sıfatıyla imzalamış olduğu belgelerin, mal alımlarına ilişkin ödeme emri belgeleri ile yapım işleri sözleşmeleri olduğu görülmektedir. Burada davacının gerek kendi adına, gerekse bölge müdürlüğü görevine vekaleten baktığı ve kısa süreli görevlendirme dönemlerinde imzalamış olduğu tüm evrakların, soruşturmaya konu işlerin alım ve ihale yöntemini ya da davet edilecek firmaların belirlenmesi gibi alım süreçlerinin temel aşamalarından sonra düzenlenen evraklar olduğu dikkate alındığında; davacıya, ihale yöntemiyle alınması gereken bazı ürünlerin parçalara bölünerek doğrudan temin yöntemiyle alındığı ve bu alımlarda belli firmalar tercih edildiğinden bahisle herhangi bir sorumluluk ya da kusur yüklenmesi hukuken mümkün görülmemektedir. Zira, davacının alım yönteminin ve hangi firmaların davet edileceği hususularının belirlenmesinde bir katkısının bulunmadığı açıktır.
Kaldı ki, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda da özetle, yapım işlerinin yurt binası bazında ayrılmasında ihale mevzuatı açısından herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, malzeme alım ihalelerinin bölünerek yapılmasının uygun olmadığı ve bu durumdan ihale onay sürecinde imzası bulunan kişilerin sorumlu tutulması gerektiği hususularının belirtildiği, malzeme alımına ilişkin şartnamelerde malzemelerin teknik özelliklerine yer verilmemesinin hatalı olduğu ve bu durumun da yeterli teknik bilgiye sahip olmayan personelin hatası olarak nitelendiği görülmektedir. Ayrıca, davacı hakkında görevi kötüye kullanma suçlaması nedeniyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan 2014/46282 nolu soruşturma sonucunda, 31.07.2015 kararla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç olarak, davacı hakkında yürütülen soruşturma kapsamında incelenen ve dava konusu işleme gerekçe yapılan iddialara ilişkin olarak davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasını gerektirecek nitelikte bir fiilinin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmış ve davanın reddi yolunda verilen temyize konu kararda bu nedenle hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 29/12/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER