Doktorların hedefinde "reklamsever doktorlar" var

Doktorların hedefinde "reklamsever doktorlar" var

"Sağlık Hizmetinde Tanıtım İhlalleri ve Sınırlar" konulu sempozyum, pazar günü, İstanbul Tabip Odası Cağaoğlu Binası Konferans Salonunda düzenlendi. Pek çok branştan doktorlar, uzmanlık dernekleri temsilcileri, sağlık bakanlığı görevlileri, reklam yüksek kurulu üyeleri ve hukukçular, Türk Tabipleri Birliği Birliği yöneticileri ile bir araya gelerek, yasalarca engellenen tanıtım ve duyuru faaliyetleri ihlalinin yol açtığı olumsuzlukları tartıştı.

Açılış konuşmalarını TTB UDEK Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Orhan Odabaşı, İstanbul Tabip Odası Başkanı Dr. Pınar Saip ve Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr. Sinan Adıyaman’ın yaptığı sempozyum, TTB Yüksek Onur Kurulu Üyesi Dr. Hafize Öztürk Türkmen’in Hekimlik Mesleği/Sağlık Hizmeti Tanıtımında Etik Kurallar konulu konferansıyla devam etti.

“SAĞLIK META DEĞİLDİR TİCARİLEŞTİRİLEMEZ”

Öncelikle tanıtım ve reklam arasındaki kavramsal farka dikkat çeken Türkmen, reklamın amacının akıldan çok duygulara, bilgi vermekten çok ikna etmeye, talep yaratmaya yönelik mesajlar olduğunu ve bu etkiyle hareket edenlerin de tüketici şeklinde adlandırılabileceğini söylerken, reklamla ihlal edilen hasta haklarına dikkat çekti. Türkmen, bu ihlale maruz kalan hakları “İnsan onuruna ve yaşama saygı çerçevesinde, nitelikli, sürekli, adil, etik ilkelere ve bilimsel standartlara uygun sağlık hizmeti alma hakkı, klinik bilgi- beceri açısından yetkin, etik duyarlılığa ve mesleki bağımsızlığa sahip hekim tarafından klinik koşullarında tıbbi bakım alma hakkı, kamusal ya da özel sağlık kurumlarını ve kamusal ya da özel kurumlarda çalışan hekimleri özgürce seçme hakkı, kendi yazgısını özgürce belirleme, kendisine yapılacak tıbbi işlemler, tanı-tedavi uygulamaları konusunda etik ve hukuk kurallarına uygun bilgilendirmeye dayalı olarak, önerilen tedaviyi kabul ya da reddetme hakkı, kendisiyle ilgili tıbbi kararlara katılımını da sağlayan hastalıklardan korunma konularını içeren sağlık eğitimi alma hakkı, gereksindiği koruyucu ve tedavi edici hizmet süreçlerinde haklarının ve sağlığının güvence altına alınmasını devletten ve ilgili kuruluşlardan isteme hakkı” şeklinde sıraladı.

Türkmen, bunun için oluşturulmuş mesleki yasal düzenlemeler hakkında detaylı bilgi verdi. “Sağlık meta değildir, ticarileştirilemez” diyerek sözlerini tamamlayan Dr. Hafize Öztürk Türkmen sağlık ortamını kuşatan hakikatle yüzleşmenin etik değerlere bağlı mesleki kimliğin korunması açısından bir başlangıç noktası olabileceğinin altını çizdi.

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu’ndan Dr. Osman Küçükosmanoğlu’nun moderatörlüğünde devam eden panel bölümünün konuşmacısı, İstanbul Tabip Odası Hukuk Bürosu yetkililerinden Avukat Hazal Pekşen Demirhan ilk olarak 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 24. maddesinin “İcrayı sanat eden tabipler hasta kabul ettikleri mahal ile muayene saatlerini ve ihtisaslarını bildiren ilanlar tertibine mezun olup, diğer suretlerle ilan, reklam vesaire yapmaları memnudur” kati hükmünü hatırlattı. Kanunu temel alarak oluşturulmuş diğer mevzuatlar, tüzükler ve yönetmelikler ile mevcut uygulamalar dikkate alınarak hazırlanmış olan kılavuzun mutlak suretle takip edilmesinin önemini vurgulayan Demirhan, gelen şikayetler ve denetimlerle saptanan ihlallerde tabip odası olarak yetkiler doğrultusunda müdahalelerde bulunulduğunu, tabip olmayan ancak kanuna göre ihlal oluşturan gerçek ve tüzel kişilerle ilgili olarak da savcılıklara suç duyurusunda bulunulduğunu ifade etti.

SAĞLIK ALANINDAKİ İHLALLER ARTTI

Panelin diğer konuşmacısı Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu Üyesi, TTB temsilcisi Dr. Hakan Giritlioğlu, “Sağlık Hizmetinde Tanıtım ve Bilgilendirmenin Sınırları ve Reklam Kurulu’nun Sağlık Alanındaki Uygulamaları” başlıklı konuşmasında elektronik ortamın yoğun kullanılmaya başlanması sonrası özellikle Instagram, Facebook ve benzeri sosyal medya mecralarında dozları sınır tanımayan reklamlar verilmeye başlandığını, tamamen yasak olmasına rağmen hasta fotoğraflarının öncesi-sonrası ya da anı gibi ifadelerle yaygın olarak yer aldığını anlattı. Giritlioğlu ayrıca, randevu sistemi oluşturup, hekimler hakkında yorum yazdıran, benzer şekilde hekimler hakkında yorumlar için forumlar açan, kimilerini en iyi şeklinde lanse eden ve bunlardan maddi çıkar sağlayan internet siteleri bulunduğunu, hatta arama motorlarında anahtar kelimeler için ücretler ödenerek görünürlük arttırma çabalarının tümünün etik ihlalleri çığ gibi büyüttüğünü anlattı.

Kanunun çok kati ve yoruma açık olmadığını, belirlenen hükümlere aykırı olduğu tespit edilen ihlallerin, denetleme ve uyarı mekanizmalarının işlemesine rağmen giderilemeyerek reklam kuruluna ulaşmasıyla değerlendirmeye alındığını, gerekli hallerde cezai süreçlerin başlatılarak yaptırımların uygulandığını söylerken, son yıllarda sağlık alanındaki ihlal dosyalarının artışından büyük üzüntü duyduklarını ifade etti. Dr. Giritlioğlu konuşmasını “Hekimlik mesleğine ve tedavi kurumlarına ticari bir görünüm verilmesi ve reklam yapılması tartışmaya yer bırakmayacak şekilde yasaktır” diyerek tamamladı

REKLAM YAPILAMAZ"

Panele Sağlık Bakanlığı’nı temsilen katılan, Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı ve Reklam kurulu Üyesi M.Ertuğrul Eğin ise konuşmasında “Yürürlükte olan kanunlarımıza ve mevzuat hükümlerine göre, bilgilendirme ve tanıtım maksadını aşan örtülü ve/veya açık reklam yapılamaz, doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmamış ve yerleşik tıbbi metod haline gelmemiş tedaviler hakkında açıklama yapılamaz, ücretsiz muayene, ücretsiz tarama, ücretsiz check-up gibi kampanyalar düzenlenemez, genel ahlaka, tıbbi deontolojiye ve meslek etiği kurallarına aykırı tanıtım faaliyetinde bulunulamaz” ifadelerine yer verdi.

Panelistlerden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Apaydın ise “Sağlık Hizmeti Tanıtımında Dünya Örnekleri” konulu bir konuşma yaparak, uzun yıllardır görev aldığı uluslararası dernekler ile mesleki birlikler ve onların delegelerinden aldığı bilgiler ışığında, dünyanın pek çok ülkesinde doktorların ve sağlık hizmetlerinin tanıtımının mümkün olduğunu, bunların belirli düzenlemelere tabi olarak özellikle hastanın kişisel bilgi ve görüntülerinin yer aldığı tanıtımlarda, mutlaka hastanın onayının alındığı onam belgelerine gerekliliğinin önemini vurguladı.

Türkiye’de yürürlükte olan kanunun, mevcut dünya düzeni ile teknolojik gelişmelerin çok gerisinde kaldığını, bu yüzden Türk hekimlerinin seslerini duyurmasına imkan tanınmadığını düşündüklerini söyledi. Avrupa’da sadece Almanya ve İsviçre’de doktorların reklam ve tanıtım yapmasına izin verilmediğini, diğer ülkelerde ise serbest olduğunu ve bu şekilde doktorların görünülür ve ulaşılabilirliğinin sağlandığını belirten Dr. Fazıl Apaydın, Türk doktorlarının benzer uygulamalarda bazı şartları sağlamak ve korumak kaydıyla tanıtımlarını yapabiliyor olmaları gerektiği düşüncesinin altını çizdi.

“DOKTORLUK MESLEĞİNİ SEÇERKEN REKABET ETMEYİ BİR UNSUR OLARAK GÖREMEYECEĞİMİZİN BİLİNCİNDEYDİK”

Panelin son konuşmacısı olan, İstanbul Tabip Odası Yürütme Kurulu Üyesi ve TTB Özel Hekimlik Kolu Başkanı Dr. Özcan Çakmak, “Tanıtım İhlalerinde İstanbul Tabip Odası Tutumu” başlıklı konuşmasında, reklamı bir ürün ya da hizmetin tüketimini arttırmaya yönelik faaliyetler şeklinde tanımlayarak, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında tabiplere men edilmiş olduğunu ve dolayısıyla cezai müeyyideleri bulunduğunu bir kez daha hatırlattı. Çakmak, “Bu nevi uygulamaların kontrolü Tabip Odaları, İl Sağlık Müdürlükleri ve Reklam Kurulu görev ve yetkileri dahilindedir” dedi.

Dr. Çakmak konuşmasında “Ancak tüm mekanizmalar şikayet olduğu takdirde devreye girmekte olup istisnai olarak tabip odaları denetlemeleri söz konusudur. Bu sebeple 2015 yılından itibaren çalışma grupları oluşturulmuş, özellikle elektronik ortam ihlallerini tespit etmek için personel istihdam edilmiş, yine de tüm ihlalleri saptamak ve eşanlı uyarılarda bulunmak mümkün olamamıştır. Sadece geçtiğimiz yıl İstanbul dahilinde binin üzerinde doktora ihtarda bulunulmuştur. Son yıllarda artan ihlallerin, mevcut kanunun kati yasaklarına rağmen, içeriği ve yaklaşımı açısından etik ve ahlak değerlerinin çok dışında kalıyor olması, sadece İstanbul Tabip Odası ve Türk Tabipleri Birliği nezdinde değil, münferiden pek çok tabip arkadaşımız tarafından da oldukça rahatsız edici bulunmaktadır. Tabiplik mesleğinde büyük bir itibar kaybına yol açan, özelinde hasta hakları ama daha büyük tabloda insan hakları açısından son derece ciddi ihlaller içeren ve mesnetini aşan bu tür tanıtım adı altındaki reklamları mazur görmek mümkün değildir. Pek çok genç doktor arkadaş, mevcut kanun ve mevzuatların haksız rekabete yol açtığını söylemektedir. Oysa ki biz doktorluk mesleğini seçerken rekabet etmeyi bir unsur olarak göremeyeceğimizin bilincindeydik. Tebabet, hasta haklarını koruyup sağlık hizmetinden alacakları menfaatleri ön planda tutmaktan öte bir alan olmayıp, rekabeti değil bilimi önemser. Görev aldığım İstanbul Tabip Odası Yürütme Kurulu Üyesi ve TTB Özel Hekimlik Kolu Başkanı olarak söyleyebilirim ki, tüm görüşlerin gözden geçirilebileceği ve her açıdan değerlendirilebileceği etraflı çalışmalar yapılmadan ve bunların devamında gerçekleşebilecek yasal değişiklikler ve düzenlemeler yürürlüğe girmeden, farklı bir tutum sergilememiz ya da görmezden gelmemiz söz konusu değildir” ifadelerine yer verdi.

Sempozyumun İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu’ndan Dr. Güray Kılıç’ın moderatörlüğünde devam eden öğleden sonra oturumlarında hekimlik mesleğinde ve sağlık hizmetlerinde tanıtım ve bilgilendirmeye yönelik olarak uzmanlık dernekleri temsilcileri görüş bildirirken, devamındaki forum bölümünde, sempozyuma katılan diğer hekimler soru ve görüşlerini ifade etme fırsatı buldular. Tüm gün süren sempozyum, Sonuç Bildirgesi’nin okunması ile son buldu.



YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER