Mehmet KENAN: Olimpiyat Stadı

Mehmet KENAN: Olimpiyat Stadı


Galatasaray’ın UEFA kupasını kazandığı dönem, benim çocukluğuma denk geliyordu. Dünya’nın en mutlu çocuklarıydık biz.

2002 yılına geldiğimizde, 12 yaşındaydım ve Olimpiyat Stadı’nın açılacağını duydum. Seksen bin kişilik bir stadyumda oynayacaktı artık Galatasaray, maçlarını.. Bunun üçte biri büyüklüğünde bir statla UEFA’yı aldıysak, Olimpiyat Stadı’nda Dünya’nın en büyük takımı olurduk, çok heyecanlıydım!

Açılış maçını Olimpiyakos’la oynadık, maçı televizyondan canlı izledim. 2-0 bitmişti. Sporcular o sahaya çıkarken, o küçük kalbimin nasıl attığını halen çok iyi hatırlıyorum!

Ertesi gün bakkala gidip altı yedi tane gazete aldım, Galatasaray maçlarını kazandığı zaman böyle yapıyordum o zamanlar.. Spor sayfalarını sonuna kadar okuyordum tüm gazetelerin..



2002 yılında Atatürk Olimpiyat Stadı açıldığında, çok büyük bir rezalet yaşanmıştı, hatırlayanlar olacaktır..
Stadyum açılmadan evvel, çevresindeki yollar doğru düzgün yapılmamış meğer.. İnsanlar açılış maçından sonra, evlerine sabaha karşı dönebilmişlerdi, ne garip değil mi?

Türkiye’nin en büyük stadyumu açılıyor, bir yandan olimpiyat oyunlarına adayız, “dost” ülke Yunanistan’ın en önemli takımını davet etmişiz açılış maçı için.. Devletin pek çok önemli yetkilisi o gece orada gövde gösterisi yapıyor! Ama stadyumdan çıkanlar evlerine sabaha karşı varabiliyor!

Gazeteler uzun süre Galatasaray’ı değil, “Olimpiyat Faciası”nı konuştular, bunu manşet yaptılar günlerce.. Evine sabaha karşı güçlükle ulaşabilen insanların hikayelerini anlattılar, o gece stat çıkışı adeta mahsur kalan insanlarla röportajlar yaptılar..

Üstelik stadyumun eksiklikleri bununla da bitmiyordu.. Bulunduğu yer itibariyle, fazlasıyla rüzgar alıyordu ve rüzgarı arkasına alan takım avantaj sağlıyordu! İkinci yarı da avantaj diğer takıma geçiyordu mesela.. Herhalde o stadyumda 100metre yarışı oradaki rüzgar eşliğinde yapılsa, yarışmacılar kanatlanıp uçabilirlerdi veya rüzgara karşı koşmaları halinde çok kötü bir dereceyle olimpiyat şampiyonu çıkabilirdi ortaya..

Bunu gören yetkililer, stadyuma daha sonra rüzgar panelleri eklediler ama pek fayda etmedi..

Aradan yıllar geçti, İstanbul Büyükşehir Belediyespor diye bir futbol takımı kuruldu ve o takıma bıraktılar bu stadı.. Hazindir, İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un taraftarı yoktu ve 80.000 kişilik stadyuma birkaç bin kişi geliyordu yalnızca.. Nitekim onlar da burayı beğenmeyip, kendilerine daha küçük fakat daha aklı başında bir stadyum inşa ettiler, buradan kurtulmak için..



2002 yılında Türkiye, “Atatürk” diyenlerin elinde, Atatürk’ün ismini verdikleri bir stadyumda, bir rezaletten diğerine koşan yöneticilerin elindeydi.. Bir stadyum yapmaktan, bir stadyumun etrafındaki yolları yapmaktan aciz bir iktidar, stadyumun adına “Atatürk” ismini vererek Atatürkçülük yaptığını zannediyordu.

Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldikten sonra, son 15 yıl içinde inşa edilen stadyumlarla birlikte Avrupa’nın en çok yeni stat yapılan ülkesi olduk.. Otoyollar, köprüler, havaalanlarıyla ülke şantiyeye döndü.
Ve üzücüdür, vaktiyle binbir gecikmenin sonunda, güç bela ve maalesef yanlış hesaplanmış bir yere yanlış bir stadyum yaparak, insanları maçtan sonra sabaha karşı evlerine dönebilecek hale koyanlar; Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı bu hizmetlere “müteahhitlik” deyip geçtiler, bu yapılanları küçümsediler, kendilerince alay ettiler..

15 yıl boyunca, milletvekili yasağına rağmen kazandığı seçimle başa gelen Tayyip Bey’i, ne 367 skandalları, ne kapatma davaları, ne savaş gemilerinin üzerinde parmaklarını sallayan generaller, ne muhtıracılar, ne 17-25 Aralık Polis-Yargı darbe girişimi, ne de tanklarıyla sokağa çıkan FETÖ’cüler, ne de yol arkadaşı görünüp her fırsatta arkasından vurmayı vazife bilenler durdurabildi bu güne kadar.. Tayyip Bey ne yaptıysa, 15 yıl boyunca yakasından paçasından dişiyle tırnağıyla asılan ve hiçbir şeyden memnun olması mümkün olmayan bir muhalefete rağmen yaptı bunları..

Şimdi Başkanlık Sistemi için sandığa gidiyoruz ve bir daha o günlere dönmemek için, bürokraside boğulmadan sayısız projenin hızla hayata geçirilmesi için başkanlığa EVET diyeceğiz.. Bu kadar engellemeye rağmen bunları yapan adam, prangalarından kurtuldukça bizi nerelere taşıyacak hep birlikte bekleyip görelim..

Geminin dibini delmeye çalışanlara zaten diyecek bir şeyim yok; ama geminin rotası hakkında halen samimi kuşkuları olan iyi niyetli muhalif insanlara sesleniyorum: dönüp bir ardınıza bakın! Stadyum yapamayan Türkiye’den nerelere geldik.. Kötü niyetlilere zaten laf anlatacak değiliz; ama iyi niyetle hayır diyenlere söylüyorum: Bu iş memleket meselesidir, vereceğiniz kararın vebali vardır..

Gelin hep birlikte Evet diyelim ve birileri kendilerince bizi küçük görürken; bizler, büyük işler yapan bu adamın yanında duralım! 15 Temmuz gecesi kaçmak yerine, kimin darbeci kimin gerçek Türk askeri olduğunun belli olmadığı anlarda, havada savaş uçakları sorti yaparken, uçağına atlayıp darbeyi bastırmak için İstanbul’a giden adamı yalnız bırakmayalım! Yıllar sonra vicdan azabı çekmek istemiyorsak, ufak tefek şeyleri dert edip böyle bir liderin yanında durmaktan vazgeçmeyelim! Liderimiz bellidir, tarih bize lider olarak Recep Tayyip Erdoğan’ı göndermiştir, bize sunulan şeye nankörlük etmeyelim.
 

Allah hepimizi cennette kavuştursun..
Daha güzel günlerde görüşmek ümidiyle..
 
Mehmet KENAN
 
Güncelleme Tarihi: 11 Şubat 2017, 22:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER